Ekko Hikayesi – Arcane Ekko Yaşam Öyküsü ve Hikâyesi

Ekko Hikayesi - Arcane Ekko Yaşam Öyküsü ve Hikâyesi

Merhaba SenpAI takipçileri! Arcane’in çıkışıyla birlikte LoL oynayan ya da oynamayan tüm dizi severleri karakterlerin ana hikâyelerini merak etmeye başladı. Riot Games’in League of Legends evreninde yer alan yeni animasyon serisi Arcaneilk 3 bölümü ile çıkışını yaptı. İlk sezonunun tüm bölümleri yayınlandı. Karakterlerinden biri ise zaten oyunda da aşina olduğumuz Zamanı Kıran Çocuk, Ekko. Dizi oyun içerisinde oynamaktan keyif aldığımız karakterlerin hikâyelerini anlatıyor. Ekko Hikayesi yazımızda sizlere LoL evreninde ki Ekko Hikayesi ni aktarıyor olacağız. Hadi geçelim!


Ekko Hikayesi

Vi Hikayesi Jinx Hikayesi

SenpAI LoL Kullanıcı Buildleri sizlerle! Favori şampiyonunuz ile kendinize özel rün sayfası, yetenek yükseltme sırası ve buildler dizerek rakiplerinizden bir sıfır önde olun. Her yama döngüsünde yenilenen LoL Tier Listesi‘ne de göz atmayı unutmayın. SenpAI.GG LoL Masaüstü Uygulaması indirerek Tier Listesi, Profesyonel oyuncu video rehberleri, Şampiyon rehberleri ve çok daha fazlasına ulaşabilirsiniz. SenpAI.GG LoL uygulamasında Pre-Game sekmesinden oto-rün dizebilir, koridorunuza göre pick & counter-pick önerileri alabilir, rakiplerin ve takım arkadaşlarınızın karşılaşma geçmişlerini görüntüleyebilir, profesyonel oyuncu buildlerini içe aktarabilirsiniz. Duo sayfası ile kendinize en uygun takım arkadaşınızı bulup Vadiyi tozu dumana katabilirsiniz!


Arcane: League of Legends Çıktı! - LoL'ün Yeni Dizisi

Arcane Nedir?

Ekko Hikayesi

Ekko Hikayesi ‘ne geçmeden önce size kısaca Arcane dizisinden bahsedelim. Arcane, League of Legends evreninde geçen bir animasyon televizyon dizisidir. Seri, League of Legends 10. Yıldönümü kutlamaları sırasında tanıtıldı. Şu anda Riot tarafından geliştirilmekte ve üretilmektedir. İlk sezonun 2020’de yayınlanması bekleniyordu, ancak COVID-19 salgını ışığında 2021’e ertelendi. 3 Mayıs 2021’de 2021 sonbaharında özel olarak Netflix’te prömiyer yapacağı açıklandı. 25 Eylül 2021’de ilk 3 bölümün yayın tarihi 6 Kasım 2021 olarak açıklandı. Bölümler yayınlanacak 3 perdede, her perde 3 bölümden oluşuyor. Bölümler yaklaşık 40 dakika uzunluğundadır.

League of Legends’ın yaratıcılarının imzasını taşıyan yeni animasyon dizisi Arcane, Piltover adlı ütopik bir bölgede ve baskı gören yer altı şehri Zaun‘da geçiyor. Dizi, iki efsanevi League of Legends şampiyonunun doğuş öyküsünü ve onları birbirinden ayıracak gücün hikâyesini anlatıyor.

League of Legends’ın yaratıcılarının imzasını taşıyan Arcane, zengin ve ışıltılı Piltover şehriyle karanlık yeraltı bölgesi olan Zaun arasında sert çatışmanın ortasında iki efsanevi şampiyonun doğuş hikâyesine odaklanıyor. Animasyonda Vi karakterini Hailee Steinfeld, Jinx karakterini Ella Purnell seslendirirken Jayce, Caitlyn, Silco, Mel, Vander, Viktor ve Powder‘da ana karakterlerdendir.

En popüler dizi haline geldi

Çok kısa sürede popüler Netflix dizilerinden Squid Game‘i de geride bırakmayı başaran Arcane, hem League of Legends evrenini sevenler hem de genel olarak animasyon severlerden için tam not almayı başardı.

LoL RiotX Etkinlikleri

Arcane, League of Legends için ücretsiz kostüm hediye ediyor. Arcane’in çıkışıyla birlikte Riot Games, League of Legends’taki görevleri tamamlayan oyunculara sırasıyla Jayce, Vi, Viktor ve Jinx kostümü hediye ediyor.


Ekko Hikayesi

Ekko Hikayesi

Arcane Ekko Kimdir?

Ekko Hikayesi

İlk bölümün 29. dakikasında “Arcane”e giren Ekko, Jinx’in çocukluk arkadaşı olarak bilinir. Ekko, Arcane’deki Vi ve Powder gibi şehir altı çocuklarından biridir. Muhtemelen hayatta kalma mücadelesi veren yetim çocuklardan biridir ve Zaun’un göbeğinde yaşıyor (ebeveynlerini hiç görmediğimiz için). Ekko ayrıca “Küçük Adam” takma adıyla da bilinir.

Arcane’nin 1. Perdesinde Ekko, Vander ile arkadaş olan Benzo adında bir adamın sahibi olduğu bir rehinci dükkanında çalışan bir sahnede görülür. Ancak, Vander’ın kaçırıldığı Silco ile olan sürtüşme sırasında Benzo, Silco’nun astları tarafından öldürülür.

Ekko tüm olaya tanık olur ve Silco‘dan nefret eder. Benzo’nun yokluğunda Ekko tek başına hayatta kalmaya zorlanır ve 3. Perde’de Zaun‘da kendi güvenli bölgelerini yaratan Firelight üyelerinden biri olduğu ortaya çıkar.

Ekko Hikayesi

Arcane’de ki şampiyonların seçim oranları tavan yaptı!

League of Legends’ın Netflix‘te yayınlanan animasyon dizisi Arcane Jinx, Vi ve Jayce‘in yıldızlarını adeta yeniden parlattı!

Riot Games‘in yeni göz bebeği Arcane 7 Kasım itibariyle Netflix ekranlarında izleyiciler ile buluştu. İlk üç bolümü yayınlanmış olan dizi her hafta üç bölüm şeklinde izleyici karşısına çıkmaya devam edecek. League of Legends’ın büyüleyici evrenini gözler önüne seren dizinin ana temasını ise Piltover ve Zaun şehirleri oluşturuyor. Bu iki şehir arasında akan hikayede Heimerdinger, Ekko Jinx, Jayce ve Vi gibi pek çok sevilen karakteri de görüyoruz. Üstelik bu karakterler haricinde daha pek çok League of Legends karakteri de karşımıza çıkacak.

Arcane‘in League of Legends evrenine olan merakı arttırdığına ve gözleri buraya döndürdüğüne şüphe yok. Ancak dizinin istemeden de olsa sebep olduğu bir başka şey daha var. Arcane sonrasında Jinx, Vi ve Jayce gibi dizide önemli ekran süreleri ve rolleri olan karakterlerin seçim oranı artmış vaziyette. Dizinin yayınlanmasından önce çok görece daha az tercih edilen karakterler olan bu üçlünün yıldızı dizi ile epeyce parlamış vaziyette.

Hikaye en azından şimdilik genel olarak Jinx ve Vi üzerinde yoğunlaşmış olsa da seçim oranlarında artış gözlenen Jayce‘in de hiç azımsanmayacak bir rolü bulunuyor. Bunun yanı sıra diziye konuk olacak League of Legends karakterleri bunlarla da sınırlı değil. Bakalım ilerleyen günler ve yeni bölümlerin yayınlanmasının ardından istatistiklerde ne gibi değişimler gözleyeceğiz?


Ekko Hikayesi

Ekko’nun Kısaca Hikâyesi

Ekko Hikayesi

Arcane, her karakterin benzersiz motivasyonları ile çeşitli noktalarda çeşitli çatışmalarda – hem kişisel hem de kendi şehirlerinin geleceği için – birçok rekabete girdi. Bununla birlikte, hepsinin arasında, gösterinin gerçek bir kahramana en yakın şeyi olarak öne çıkıyor. Arcane, ahlaki açıdan esnek ve çeşitli karakterlere sahiptir, ancak Ekko, gösteride tanıtılan belki de en saf kahraman kişi olduğunu kanıtlamıştır.

Piltover‘ın Yeraltı Şehri – Zaun şehri olarak da bilinir – Arcane’nin ana ortamlarından biridir. Prestijli şehirde üst düzey kişiler tarafından ayaklar altına alınan Yeraltı Şehri vatandaşları, üstlerinde ayrıcalıklı hayatlar yaşayan insanlar tarafından büyük ölçüde suistimal edildi ve unutuldu. Yeraltı Şehri’nin liderleri tipik olarak ya Vander gibi eski idealistlerdi – isyan girişimleri yaygın ölüme yol açtı ve onun Üstşehir polisleriyle gergin bir barış ayarlamasına neden oldu ya da Silco gibi suçlular. Vander’ın görünürdeki ölümünün ardından Yeraltı Şehri’nin büyük bir kısmının kontrolünü ele geçirdiğinden beri, Silco kendini giderek daha fazla zenginleştirdi ve şehri, iki şehre getirebileceği potansiyel kan ne olursa olsun, kendi bağımsızlıklarını almaya çalışmaya daha da yaklaştırdı.

Ancak, arka planda, Ateş Işıkları güçlü ve güçlü bir güç haline geldi. Silco’nun güçlerini ve kaynaklarını hedef alan Ateş Işıkları, Piltover ve Yeraltı Şehri arasındaki çatışmada zorlu bir joker olduğunu kanıtladı. Grubun lideri, League of Legends’tan hayranların en sevdiği şampiyon ve Arcane’deki en açık kahramanlardan biri olan Ekko‘dur.

Serinin ilk üç bölümünde çocukken tanıtılan Ekko, yıllar sonra üçüncü bölümde Ateş Işıkları’nın Vi lideri olarak kendini ortaya koyuyor ve Silco’ya karşı direniş hareketinin lideri olarak önemli bir rol üstleniyor. kuvvetler. Sonraki yıllarda, çocukken sahip olmadığı bir hız ve dövüş stilini yakalayarak ve gelecek için savaşan gerçek bir figüre dönüşerek çok daha zorlu bir figür haline geldi.

Firelights’ın lideri olarak Ekko, ahlaki açıdan gri Arcane’nin tam teşekküllü bir kahramana sahip olduğu en yakın şeylerden biri haline geldi.

Grubunun geri kalanının yanı sıra, Ekko kalan arkadaşlarını ve ailesini korumak için elinden gelenin en iyisini yaptı ve bir lider haline geldi. Diğer Ateş Işıkları, Yeraltı Şehri’ne dönüşünü kutluyor ve grup için bir nevi şahsiyet haline geldi.

Kendini başkalarına yardım etmeye ve bir kutlamanın resmini yaparak kaybettikleri insanları onurlandırmaya adadı. Aynı zamanda, Yeraltı Şehri’nin çeşitli insanlarını bir araya getirerek Vander’ın kendini gösterdiği türden bir lider haline geldi ve bunu, Vander’ın yapmak zorunda kaldığı gibi, Uygulayıcılarla bir pazarlık bile yapmadan yaptı. Bunun yerine Ekko, Silco’nun güçlerine karşı savaşarak ve Yeraltı Şehri’ni daha iyi bir yer haline getirerek sadece örnek oluyor.

Caitlyn ile çalışma isteği ve Heimerdinger’i kabul etmesi göz önüne alındığında, gelecek için umut gördüğü ve yarın bu ideale ulaşmak için savaşabileceği açık. Ekko, aslında kendisini serideki en saf kahramanlardan birine dönüştürdü, başkaları için savaştı ve Ekko gibi birinin karanlık hırslarına direnirken Yeraltı Şehri halkının kendilerine ait bir yuva yaratmaya yardım etti.

Arcane’in ikinci sezonunun üzerinde çalışacağının onaylanmasıyla, Ekko‘nun yeni duyurulan Zaun‘daki krizi çözmenin anahtarı olabileceği ve daha iyi bir gelecek yaratmak için kendi halkı ile yukarıdaki şehirdekiler arasındaki köprüyü güçlendirmeye yardımcı olabileceği açık. kaotik şehirde barışa yol açan. Arcane’deki en saf kahraman kişi olabilir – ve muhtemelen bu diziye devam edecek.


Ekko’nun Riot Evreninde ki Yaşam Öyküsü

Ekko Hikayesi

Doğuştan dâhi olan Ekko, daha emeklemeyi öğrenmeden basit makineler yapıyordu. Annesi Inna’yla babası Wyeth oğullarına iyi bir gelecek sağlamaya ant içmişti. Kimya kirliliği ve yüksek suç oranıyla Zaun, Ekko’nun dehasını göstermesine engel olur diye düşünüyorlardı. Oğullarının, Piltover‘ın refahını ve sunduğu fırsatları hak ettiğini biliyorlardı. Ekko çocukluğu boyunca, boğucu fabrikalarda tehlikeli koşullar altında uzun mesailer yapan annesiyle babasının vaktinden önce çökmesini seyretti. Onlar çabalarına karşılık üç kuruş kazanırken açgözlü fabrika sahipleri ve kendini beğenmiş Piltover’lı alıcılar onların emekleri üzerinden muazzam kârlar ediyordu.

Ama Inna’yla Wyeth, oğulları bir gün yukarıdaki şehre çıkabilecekse bütün bu çabalara değeceği görüşündeydi.

Ekko‘nun görüşleriyse farklıydı. Zaun’u kusurlarının ötesinde, enerji ve potansiyelle dolup taşan dinamik bir yer olarak görüyordu. Zaunluların çalışkanlığı, yoktan var etme becerileri ve azimleri, yenilikler yapmak için bulunmaz bir ortam oluşturmuştu. Bir felaketten ortaya günden güne gelişen bir kültür çıkarmış, başkalarının tarihten silinip gideceği koşullarda serpilmişlerdi. Bu ruh Ekko’yu alıp götürdü ve gençliğini durmadan icatlar, yenilikler yaparak geçirmeye yöneltti.

Yalnız da değildi. Kavgacı yetimlerden, meraklı sokak çocuklarından ve her şeye hevesli fırlamalardan oluşan bir arkadaş grubu vardı. Zaunlular okula gitmek yerine çıraklık yapmayı yeğlerdi zaten ama bu “Zaun’un Kayıp Çocukları” tayfasının öğretmeni, şehrin karmakarışık sokaklarıydı. Zamanlarını tam gençlere yaraşır şekilde, şaşaalı bir aylaklıkla geçiriyorlardı. Sınır pazarlarının altını üstüne getiren koşu yarışları ya da Kuyu’dan İskele Katı’na tehlikeli tırmanışlar yapıyorlardı. Kafalarına göre takılıyor, kimseye hesap vermiyorlardı.

Bir akşam, bir süre önce yıkılan bir laboratuvarın yıkıntılarını tek başına gezmeye çıkan Ekko inanılmaz bir şey keşfetti: sihir gücüyle pırıl pırıl parlayan, mavi-yeşil bir kristal parçası. Zaun‘da her çocuk hem silahlara hem kahramanlara güç veren hextech‘in öykülerini dinlemişti. Böyle nesnelerin dünyayı değiştirme potansiyeli vardı ve şimdi Ekko elinde bunlardan birini tutuyordu. Kristalin başka parçalarını aramaya koyuldu ama hextech teçhizatlı fedailerin ayak seslerini duyunca arayanın sadece kendisi olmadığını anladı. Kıl payı kurtulup evine döndü.

Kristalin üzerinde çılgın gibi deney yapmaya başladı.

Pek de bilimsel olmayan denemelerinden biri sırasında kristal patlayıp parlak tozlardan bir burgaca dönüştü ve ufak zaman kırılması alanları tetikledi. Ekko gözlerini açtığında parçalanmış birkaç gerçeklik ve kendisinin birkaç “yankısını” gördü. Parçalanmış uzay-zamanlar arasından panikle ona bakıyorlardı.

Yapacağını yapmıştı bu sefer.

Ekko‘yla zaman çelişkisi kopyaları, biraz gergin bir işbirliği yaparak genç mucidin gerçeklikte açtığı yırtığın büyümesini durdurup onu kapadılar. Ekko sonunda parçalanmış kristalin zamansal güçlerini, kısa zaman parçalarını kontrol etmesini (en azından teoride) sağlayacak bir aygıtta toplamayı başardı.

Doğum gününde, arkadaşları Ekko’nun başına ekşiyerek onu Yaşlı Kurt adlı eski mi eski bir saat kulesine tırmanmaya ikna etti. Ekko da deneyini yapmadığı cihazını yanında getirdi.

Kayıp Çocuklar tırmanmaya koyuldu. Ara sıra durup duvarlara tanınmış Piltoşların müstehcen karikatürlerini çiziyorlardı. Kulenin tepesine neredeyse ulaşmışlardı ki Ekko‘nun arkadaşlarından birinin tutunduğu yer koptu ve çocuk aşağı düşmeye başladı. Öleceği kesindi. Ekko tam o sırada içgüdüsel olarak, sanki daha önce binlerce defa yapmışçasına icadını çalıştırdı. Çevresindeki dünya parçalandı, dönüp duran zaman parçacıkları arasından geçmişe çekildi.

Kendini, arkadaşının yine o çürüyen kalasa uzanmasına bakarken buldu. Kalas kırıldı, çocuk düştü… ama Ekko bu sefer hazırdı. Kenara atılıp onu gömleğinden yakaladı. Onu çekip güvenli bir yere çıkarmaya çalıştı ama arkadaşı kule saatinin çarkları arasına sıkışıp…

Dur. Geri sar.

Ekko birkaç kere denedikten sonra arkadaşının hayatını kurtarmıştı. Ama yaptıkları çetesine Ekko‘nun doğaüstü refleksleri varmış da daha kimse tehlikenin farkına bile varmadan arkadaşını kurtarmış gibi görünmüştü. Onlara kristali anlatıp sır olarak saklayacaklarına yemin ettirdi. Ama arkadaşları, artık Ekko’nun onları tehlikeden kurtarabileceğini bildiklerinden bu gücü birbirlerine gaz verip haylazlıklarını iyice abartmakta kullandılar.

Ekko‘nun Zaman Kapsülü adını verdiği cihaz her denemeden ve bir sürü yanılgıdan sonra biraz daha kararlı bir hal aldı. Zamanı kaç kere geri sarabileceğinin tek sınırı kendi bedeninin yorgunluğuydu.

Ekko zaman bükme becerisiyle Zaun ve Piltover‘ın en yaratıcı, en güçlü ve en tehlikeli kişilerinden bazılarının ilgisini çekmeye başladı. Ama onun tek ilgilendiği arkadaşları, ailesi ve şehri. Memleketinin büyüyerek sözde Gelişim Şehri’ni geçeceği, kuşaklar boyu onlara tanınan ayrıcalıklar sayesinde değil karşı konamaz yenilikçiliği ve gözü pekliğiyle yücelmiş bir Zaun’un dehasının ve azminin Piltover’ın altın yaldızlarını gölgede bırakacağı günleri hayal ediyor. Henüz bir plan kurmadı ama nasıl olsa zamanı bol.

Sonuçta Ekko Z-Kapsülü‘yle geçmişi değiştirebiliyorsa geleceği değiştirmesi ne kadar zor olabilir ki?

Ekko Hikayesi

Ekko’nun Riot Evreninde Hikâyesi

Ekko Hikayesi

Ninni

Bir hafta kadar uzun süren bir gündü.

Ekko için bu, metafor olduğu kadar kelimenin tam anlamıydı da. Hiçbir şey yolunda gitmemişti ve işleri düzeltmek çok ama çok uzun sürmüştü. Önce Ajuna, Yaşlı Kurt denilen saat kulesine tırmanmaya çalışırken ölümden dönmüştü. Küçük çocuk Ekko gibi olmayı öylesine istiyordu ki, kimseler onu durduramadan çukurun ortasındaki saat kulesinin yan tarafına atlayıvermişti. Bu, onu neredeyse öldürecek kadar zor olan ilk atlayışıydı. Neyse ki Ekko, Z-Kapsülü’nü çalıştırmıştı ama düşüşünü engelleyerek hayatını kurtarmanın bir yolunu bulmadan önce Ekko oğlanın iç parçalayan çığlıklar atarak ölüşünü tam on sekiz kere dinlemek zorunda kalmıştı.

Ardından, Fellos Klanı’nın bölgesindeki bir hurdalıkta malzeme bulabilmek için etrafı karıştırırken gece nöbetindeki bir grup sinirli çete üyesi etrafını sarmıştı. Çirkinliklerini iyice vurgulayan giysilere bürünmüş, iri tiplerdi. Ekko onların öylesine hızlı hareket edebilmelerine şaşırmıştı ya; öldürmek için ateş etmeleriyse pek sürpriz olmamıştı. Piltie’ler ve yardakçıları onun gibi çukurda yaşayan veletlerin hayatına önem vermezdi. Böyle içinden çıkılamaz durumlarda neyse ki Z-Kapsülü imdadına koşuyordu. Zamanı onlarca kez geriye sarmanın ardından taktik değiştirerek en yeni oyuncağı Işıkbağlar’ı ortaya çıkardı. Bu alet göz alıcı bir ışık saçarak patlarken bir yerlere tutturulmamış her şeyi merkezine çekiyordu.

En azından çekmesi gerekiyordu, ancak bu sefer çalışmayacağı tutmuştu. Işıkbağlar patladı.

İşler birden ilginç bir hâl almaya başlamıştı.

Ekko’nun diğer pek çok icadında olduğunun aksine, sıcak mavi büyülü patlama birden olduğu gibi donakaldı. Mavi enerji, patlamanın merkezinden dalga dalga yayılıyordu. Diskten ağır çekimde fırlayan şarapnel parçaları, zaman normal hızında aksa ölümcül olacak bir şekilde dağılıyordu. Küre şeklindeki, gözleri kör eden beyaz ışık bile donakalmıştı.

Sonra işler daha da ilginçleşti: Patlama, kendi içinde doğru patladı ve gerisingeri hareket ederek avuç içi kadar bir Işıkbağlar’a dönüşüp Ekko’nun buz gibi avcuna geri döndü.

Havalı, diye düşündü Ekko. Onu gececi çetecilere birkaç kez daha fırlatabilmek için zamanı geri sardı. Bilim için tabii.

Ekko sonunda eve vardığında vücudu yorgundu ama zihni tetikteydi. Oturduğu daire işlevselliğe yönelik döşenmişti; eşyası az ve gösterişten uzaktı. Perdeyle ayrılmış ufak bir köşeden ibaret olan odasında eski kitaplar, oradan buradan toplanmış teknolojik ıvır zıvır ve Z-Kapsülü’yle Işıkbağlar için saklama alanları vardı. Bugün, ailesi normalde olduğunun aksine erkenden evde olacaktı ve Ekko’nun onlara söylemesi gereken bir şey vardı.

“Anne, Baba.” Z-Kapsülü’nün parlak yüzeyindeki yansımasına bakarak tekrarladı: “İyi muhitlerdeki züppe Piltie’lerin gittiği okullara başvurmayacağım. Burada sizinle ve arkadaşlarımla kalacağım. Ben Zaun’a asla sırtımı dönmem.”

Cümleler, ağzından evde yalnız olmanın getirdiği güvenle dökülüyordu; duvarlardan ve yansımalardan başka cevap veren yoktu. Onlar da sessizdi.

Ön kapıdan gelen anahtar şıkırtısını duydu. Elinden geldiğince hızlı şekilde Z-Kapsülü’nü masanın altına saklayarak üzerini siyah bir örtüyle kapattı. Sağı solu belli olmayan ve zamanı manipüle edebilen hextech cihazlarıyla olan maceraları hakkında endişelenmelerini istemiyordu.

Kapı açıldı ve annesiyle babası, o akşam ilk kez eve girdi. Kendi oğullarına bile birer yabancı gibi görünüyorlardı; Ekko onları en son birlikte gördüğünden beri aradan geçen haftalarda işleri onları daha da yaşlandırmıştı. Akşam rutinleri aşağı yukarı hep aynıydı: Eve gelir, o gün kazandıkları parayla tatsız tuzsuz bir yemek hazırlar, geriye kalan parayı vergi ve haraçlar için bir kenara ayırır, oturdukları sandalyede çeneleri göğüslerine düşerek uyuyakalırlardı ve Ekko işçi botlarını ayaklarından çıkartıp onları yataklarına götürürdü.

Gözlerinin altındaki torbalar öyle ağırdı ki, kafalarını aşağıya çekiyordu sanki. Annesinin kolunun altında kağıt kaplı, uçları burulu bir paket vardı.

“Merhaba benim küçük dahim.” Kelimelerin ağzından hayat dolu çıkması için enerjisinin son kırıntılarını kullandığı belliydi. Yine de masada oturan oğluna yönelttiği sevgi dolu ışıl ışıl bakışlarda sahte olan bir yan bulmak imkânsızdı.

“Selam anne. Selam baba.” Üçü birlikte uzun süredir ailecek aynı masada oturmamışlardı. Daha dişe dokunur bir şey söylemediği için kendi kendini ayıpladı.

Babasının onunla gurur duyduğu belliydi; parmaklarını oğlunun mohavk saçlarından geçirirken ona bakıp şakacıktan kaşlarını çatar gibi yaptı. Ekko, onun bu kadar yaşlı görünmediği günleri hatırlamakta zorlanıyordu; babasının saçları genç yaşında seyrelmiş, alnında derin kırışıklıklar belirmişti.

“Sana şu saçlarını kesmeni söylemedim mi ben?” diye sordu. “Piltover akademilerinde göze batarsın sonra. Fabrikaköy’deki delikanlılar böyle görünür ancak. Oraya da herkesi alırlar zaten. Sen herkes değilsin. Başvurular nasıl gidiyor?”

Konuyu açmanın vakti gelmişti. Ekko hazırladığı kelimelerin boğazından yukarı tırmandığını hissetti. Babasının gözlerindeki umut, duraklamasına sebep oldu.

Bir anlık duraksamada Ekko’dan önce annesi lafa girdi.

“Sana bir şey aldık.” Kahverengi paketi masanın üzerine koydu. Ekko pakete uzanıp, etrafını kaplayan düğümü çözüp ipleri kenara koyarken, sandalyelerini masaya yaklaştırıp onu seyrettiler. Kasap kağıdını yırtmadan açtı. Paketin içinde üzeri bal ve kavrulmuş fındık kaplı ufak, hoş kokulu bir pasta vardı. Elline’den alınmıştı. Elline, Zaun’daki en iyi ve fiyat olarak da en tuzlu hamur işlerini yapan kadındı. Ekko ve arkadaşları, buradan iki kere düşünmeden alışveriş yapacak kadar zengin kişilerin aldıkları tatlılardan sık sık aşırırdı.

Surat ifadelerini görmek isteyen Ekko kafasını kaldırıp anne babasına baktı: Gözleri ışıl ışıldı.“Bu çok fazla,” dedi Ekko. “Bize et ve gerçek yemek malzemesi lazım, tatlı değil.”

“İsim gününü unutacak değildik,” dedi babası hafifçe gülerek. “Ama sen unuttun galiba.”

Ekko o günün hangi gün olduğunun gerçekten hiç farkında değildi. Yine de bu çok büyük bir hediyeydi. Hele de az sonra bütün umutlarını suya düşüreceğini hesaba katınca. Suçluluk duygusu boğazında bir yumruya dönüştü. “Kirayı yine geciktirirsek ev sahibi bizi öldürür.”

“Bırak da onu biz düşünelim. Sen güzel şeyleri hak ediyorsun” dedi annesi. “Yılda bir kere pasta yemekten bir şey olmaz.”

“Peki siz ne yiyeceksiniz?”

“Ben aç değilim”, dedi annesi.

Babası, “Ben işyerinde yedim” diye yalan söyledi. “Piltover’dan peynir ve et gelmişti. Oldukça lezzetliydi.”

Ekko pastadan ufak bir lokma alırken onu seyrettiler. Tatlı ve tereyağlıydı, yerken parçaları Ekko’nun parmağına bulaşıyordu. Öyle yoğun bir tadı vardı ki, diline yapışıyordu. Ekko pastayı üçe bölmeye yeltendi, ancak annesi kafasını iki yana salladı. Yumuşak sesiyle isim günü şarkısının eğlenceli melodisini mırıldanıyordu ve ikisinin de pastadan yemeye niyetinin olmadığı belliydi. Bu, ailesinin ona hediyesiydi.

Sandalyesinde iki büklüm olmuş, çenesi önüne düşmüş şekilde uyuyakalmamış olsa, kesin babası da isim günü şarkısına katılırdı. Ekko, şarkıyı mırıldanırken yavaş yavaş gözleri kapanan ve vücudunu taşıyamayan annesine doğru baktı.

Kafasındaki gelecek ihtimallerinden biri, Fabrikaköy’de çalışmayı ve başka bir şehrin refahı, başkalarının mutluluğu için günün sonunu zor getirmeyi içeriyordu. Bu düşünceyi midesi kaldırmıyordu. Daha çok küçükken bebek kulaklarıyla anne babasının arasında geçen sohbetlerden kulağına çalınan kelimeleri ve fısıltıları hatırladı: yapılacak icatların, dahil olunacak klanların hayalleri. Dünyayı değiştireceğini umdukları fikirler ve henüz doğmamış oğullarının doğumuyla şekillenmemiş bir gelecek. Ekko, onların tek umudunun kendisi olduğunu biliyordu. Ama Zaun’daki hayatını çok seviyordu. Eğer istediklerini yaparsa, onlara ve arkadaşlarına kim göz kulak olacaktı?

Onları hayal kırıklığına uğratamazdı. Özellikle de bugün, isim gününde bunu yapamazdı. Belki yarın.

Ekko ilk lokmanın ardından pastayı yemedi. Onun yerine, Z-Kapsülü’nü hazırladı. Evi etrafında paramparça oldu ve rengarenk tozlardan oluşan bir anafora dönüştü. Günlük hayatın uğultusu yerini kesin bir sessizliğe bıraktı. İçinde bulunduğu an parçalanıp onu bir ışık girdabına aldı.

Gelecek parça parça kırılıp geçmiş şeklinde bir araya gelirken, Ekko’nun anne ve babası o gece ikinci kez evin kapısından giriyordu. Bunu üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve daha fazla kez yapacaklardı.

Ekko geri gittiğinde tek bir şeyi bile değiştirmiyordu; annesinin gözlerindeki ışığı, babasının dudaklarında gururlu bir gülümsemeyle uyuyakalışını… Ancak zamandan çaldığı bu anları canlı tutmaya çalışırken, annesin yumuşak sesi ve küçük dairelerinin sıcaklığı ile uykuya karşı verdiği mücadeleye sonunda yenik düştü.

Bir hafta kadar uzun bir gün olmuştu.


Ekko Hikayesi – Arcane Ekko Yaşam Öyküsü ve Hikâyesi yazımızın sonuna geldik. League of Legends ve Arcane hakkındaki haberlerden anında haberdar olmak için SenpAI‘yi takipte kalın.

    Leave Your Comment

    Your email address will not be published.*